BEN KARA ŞOVALY...'s profileTOLGAPhotosBlogListsMore Tools Help

TOLGA

PARMAĞIMDA ARTIK YÜZÜK VAR.AKLIM VE KALBİM BENİ SEVMEYEN DÜNYANIN EN GÜZEL KIZINDA.T.Ö

Windows Media Player

herkese slm

beni tanıyan veya tanımayan

yada daha yeni tanıştıklarımda

duygu ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz

insanları bir yere davet etmekte balşarızsımdır

şimdiden güzel yorumlarınız için saolun

beni tanıyan yada tanımayanlar için söylüyorum

beni spacemde yazdıklarım anlatır

teşekürler

by kib

  

 1111111.gif

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
oLum uğrasma böLe seLerLe kaFai yersin...
Dec. 12
행복한 친구님
 
나의 아름다운 천사 친구님 , 오늘도 행복한 하루 보내세요 ,,, 쪽 kiss,,,
Nov. 8
fatihwrote:
selam genç,
yazdıkların senin açından ümit verici. duygularını açık dille söyleyebiliyorsun. sağlıcakla kal
May 24

Xbox Live Recent Games

An error occurred loading this module.

Xbox Live GamerCard

An error occurred loading this module.

Lists
There are no categories in use.
Public folders
by 
No list items have been added yet.
ASKER  
Photo 1 of 15
August 17

sevdiğiz kadar seviliriz.

Yerin seni çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığın kadar hafif, kalbinin attığı kadar canlısın. Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç, sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü, ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin.
Yaşadıklarını kar sanma, yaşadığın kadar yakınsın sonuna, ne kadar yaşarsan yaşa sevdiğin kadardır ömrün. Gülebildiğin kadar mutlusun, üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin. Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin, güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer bırak, KARŞINDAKİ SANA GÜVENDİĞİ  KADAR İNANSIN.Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak,kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın.
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin. İşte budur hayat, budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın. Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun, çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli, bebekler ağladığı kadar bebektir.
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren; SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN
January 14

GERÇEK SEVGİ BUDUR VE BÖYLE AŞKLAR HALA VAR.

 

MERHABA... SAYFAMA HOŞGELDİNİZ.








ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER....

Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla
adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl
Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla
süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan.
Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi
kapısı çalınmış, gülleri kucağına
bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte..
Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden
ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?..
Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi,
yumurta kapıya gelmeden...

Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi..
Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda
oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek
bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl..
Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi..
Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi..
Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık
içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı...
Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ?

"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz..
Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri
çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle
yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var.
Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı,
kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum..
Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..."
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı.
Parmakları titreyerek zarfı açtı..

" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız.
Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığınıı ve acılarını
hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim
kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.
Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika
bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız.
Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.
Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve
kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da
seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen..
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil,
biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....

Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam
edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak,
eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra
emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip
seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..
SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."

 



   

 
January 08

ben karamsar,kara şovalyeyim.aklıma ne gelirse onu yazarım

UyKuSuzZzZzZzZzZ
MutLu Gibi GörüNenNnNnNn
SıkıLqaNnNnNnNnNn
ÖzLeyenNnNnNn
ÖzLeniLenNnNnNn
__________________


HerŞey O iKi KeLimeyi SöyLemek mi? SenCe..
Ya YüreĞimin HayKırıŞLarı GeceLeri UyutmayaN HayaLinLe Sohßetim..
Ya DamarLarındaki Kanın SeninLe aKmaSı
Hep ßoş ŞeyLermi..
Seni Sevmek SöyLemek değiLdir Unutma..
Seni aLıp YüreĞine Koymaktır..
HerŞey o iKi KeLimeySe ßen Seni DiLi oLmayan ßiri Gißi
SeviyOrum...

SLM MİLLET BEN KARAMSAR.KENDİM İÇİN YAZAR,AKLIMA NE GELİRSE ONU YAZAR.BEN KARA ŞOVALYE.

    

 

Bilmezler yalnız yasamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2008 - GERÇEK AŞK BUDUR,,,,,

İŞTE GERÇEK AŞK BUDUR!!! Genç bir çocuk sevgilisini motorunun arkasına almış hızla yolalıyordu.. Birden genç kız : Sevgilim ç hızlı gidiyorsun biraz yavaşla.. die seslendi... Ama cevap alamadı genç çocuktan.. Bir daha aynısını tekrarladı... Bu sefer cevap gelmişti.. -Bi şartla

   yavaşlarım.. Önce beni sevdiğini söliceksin.. Sonra da başımdaki kaskı çıkarıp kendi başına takıcaksın.. Kız çocuğun dediklerini yapmıştı... Ertesi gün gazetelerde bir başlık : Ölüm Ayırdı ... Haberin içeriği şöyleydi: Aşırı hız yüzünden kontrolden çıkan motorun sahibi hayatını kaybederken arkasında oturan kızarkadaşı

   kazayı hafif sıyrıklarla atlattı... Ama gerçek öyle değildi... Genç çocuk motorun frenlerinin boşaldığını anlamıştı.. Ama kızarkadaşına hiçbirşey belli etmemşti.. Son

   kez kendisini sevdiğini duymak istemişti ve sevdiğinin hayatı uğruna kendi hayatını feda etmişti... İŞTE GERCEK AŞKIN ANLAMI BUYDU...!


5/5/2008 - Seni Düşünmek

 

                                                   Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
                                         Dünyanın en güzel sesinden
                                         En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
                                         Fakat artık ümit yetmiyor bana,
                                         Ben artık şarkı dinlemek değil,
                                         Şarkı söylemek istiyorum.


30/4/2008 - SUSTUM

 

SUSMAK MI ???......

                        HAYATA İNAT KONUŞMAK MI ???

 


24/4/2008 - UNUTULMAZ BİR AŞK HİKAYESİ

Latif, bir çobanâ?¦ Saf huylu, düşünceli, temiz kalpli bir çobanâ?¦ Bir gün, koyunlarını otlatırken nehre su almaya inen güzeller güzeli Latifeâ??yi gördü. Ve ona âşık oldu. Aşkıyla her gece yanıp tutuştu. Latife, o kadar güzel bir kızdı ki köyün tüm genç delikanlıları ona âşıktı. Fakat Latifeâ??nin babasının korkusundan Latifeâ??yle değil görüşmek, göz göze bile gelemiyorlardı. Ama bizim saf huylu çobanımız Latifeâ??ye öyle bir âşık olmuştu ki, aşkı için dağları bile delip geçerdi. Öylesine seviyordu Latifeâ??yi. Latife, Latif adlı çobanın kendisine âşık olduğunu daha sonra öğrendi. Ve o da bir gün Latifle göz göze geldi. Artık o da Latifâ??e vurulmuştu.
Latifeâ??nin babası, adamlarına kızına âşık olan çoban Latifâ??i bulmalarını emretti. Maho Ağa (Latifeâ??nin babası) kızının bir çobana âşık olmasına çok sinirlenmişti. Onun kızının ancak bir saraya gelin olabileceğinin düşüncesindeydi. Ama o sadece kendi düşüncesiâ?¦ Latife babasından çok farklı düşünüyordu. O, gönlünün sevdiği kişiyle evlenmeyi istiyordu. Neyseki bizim çoban Latif, Maho Ağaâ??nın adamlarına yakalanmamıştı. Çoban Latifle, güzeller güzeli Latife gizlice buluşuyorlardı. Maho Ağa bu durumdan oldukça rahatsızdı. Adamlarına:
â??Eğer o çobanı bulamazsanız bir daha gözüme gözükmeyin! Diye sert bir ses tonuyla çıkıştı. Adamları hemen Maho Ağaâ??nın yanından dağıldılar. Dağılışlarında uğultu ön plandaydı. Nasıl yakalayacaklarını düşünüyorlardı, daha önce tüm çabalarına rağmen Çoban Latifâ??i yakalayamamışlardı. Maho Ağa bu uğultunun arkasından adamlarına:
â??Dediklerimi duydunuz, eğer yakalayamazsanız bu köyden gidin! Diye seslendi.
Latif ile Latife, güneşin etrafı tepeden gözlemlediği, yapraklarının sürçüşmesiyle oluşan uğultunun kulağa hoş bir verdiği, bir yaşlı çınar ağacının altında el ele tutuşmuş bir vaziyette konuşuyorlardı. Maho Ağaâ??nın adamları onları birkaç kilometreden fark etmişlerdi. Ellerinde silahlarıyla onlara doğru yaklaşıyorlardı. Latife babasının adamlarının kendilerine doğru yaklaştıklarını fark etti ve hemen Latifâ??i uyardı. Onu:
â??Latifâ??im! Hemen ayrılmalısın yanımdan. Babamın adamları geliyor! Ellerinde silahları var! Çabuk ol! Çabuk! Diye kaçması için uyardı.
Latif, önemsemedi pekâ?¦ Ama Latifeâ??nin yalvarışları karşısında tehlikeyi süzmüştü. Latifeâ??ye:
â??Sen de gel Latifem! Sen de gel, dedi. Latife:
â??Olmaz, gelememâ?¦ O zaman peşimizi bırakmazlar. Hiç değilse git, merak etme peşinden gelmemeleri için onları oyalarım, dedi. Latif:
â??Ben yakalanmaktan korkmuyorum Latifâ??em. Ben senden ayrı düşeceğim için korkuyorum. Buluşalım, sonra buluşalım, dedi. Latife telaşla:
â??Tamam, ama şimdi gitmelisin, çabuk gitmelisin, diye yalvardı.
Latif, Latifeâ??nin alnından öpüp ellerini okşadı, sonra da oradan ayrıldı. Bir süre sonra Maho Ağaâ??nın adamları oraya geldi. Latifeâ??yi alıp götürdüler. Geç kaldıkları için Latifâ??in peşinden gitmekten de vazgeçtilerâ?¦
Konaktayızâ?¦
Maho Ağaâ??nın adamları, konağa gelmişlerdi. Telaşla Maho Ağaâ??nın ayağına gittiler. Maho Ağa hınçla:
â??Ne oldu buldunuz mu çobanı? Diye sordu adamlarına.
Adamlarından biri öne atılarak:
â??Daha önemlisi kızınızı bulduk ağam, dedi.
Maho Ağa:
â??Kızım zaten eninde sonunda buraya gelecekti. Ben size bir daha kızımın o çobana gitmemesi için çobanı bulun demedim mi?
Adamları birbirlerine bakışarak, kızıştılar. Maho Ağa gür bir sesle:
â??Susun! Derhal pılınızı pırtınızı toplayın köyden defolun gidin! Diye söylendi adamlarınaâ?¦
Adamlarından biri atılarak:
â??Bize bir şans daha verin ağam son bir şans daha, diye yalvardı.
Bu söz adamları arasında birkaç defa tekrarlanarak bir uğultu haline geldi. Maho Ağa son bir şans daha tanımıştı adamlarınaâ?¦ Adamları yarından tezi yok yola düşme kararı almışlardı kendi aralarındaâ?¦

Çoban Latif üzgün ve düşünceli adımlarla koyunlarını otlatıyordu. Bir kavak ağacının altına uzandı. Derin derin düşüncelere daldı. Latifeâ??yi düşünüyordu. Onun gündüzleri güneşin ışıkları altında bir deniz gibi dalgalanan masmavi gözlerini düşünüyordu. Onun bir su gibi kaygan ve ışık vurunca parlayan yüzünü düşünüyordu. Düşünceler arasında dönüp duruyordu ki duyduğu bir ses onu hayallerinden alı koydu. Uyandığında, koyunlarıyla oynaşan elinde, uzun, ince bir sopa olan, uzun kirli, yırtık pırtık pardösülü, başında parçalanmış bir takke olan ve yamalı pantolonlu bir adam gördü. Galiba o adam köyün delisiydi. Latif ayağa kalktı ve deliye seslendi. Deli, Latifâ??in yanına koşarak yaklaştı ve ona:
â??Nabber nassın? Nassı gidiyo? Diye sordu. Latif, şaşkın bakışlarla Deliâ??ye:
â??İyiyim, iyiyim de senin adın ne? Diye sordu. Deli gülerek ve ellerini çırparak cevap verdi:
â??Mennan! Mebus Mennan! Mebus! Mebus olacam Mebus! Ben Mebusâ??um Mebus! Diye söylendi Latifâ??eâ?¦
Latif güldü. Ve Mennanâ??a:
â??İyi o zaman. Benimle dost olur musun? Diye sorduğunda Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
â??Tamam ol! Ama sadece ol! Başka bir şey olma! Mebus olma haaâ?¦ Ben olcam mebus ben! Ben! Ben! Diye söylendiâ?¦
Latif, elini Mennanâ??ın omzuna atarak beraber koyunların yanına doğru yürüdüler ve uzun uzun konuştularâ?¦
Sabah olmuştu. Maho Ağaâ??nın adamları sabah erkenden kalkmış ve çoban Latifâ??in kaldığı kulübeyi aramaya koyulmuşlardı. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda çoban Latifâ??in kulübesini bulmuşlardı. Aniden kapıyı kırarak kulübeyi bastılar. Ama kulübede kimse yoktu. Çünkü çoban Latif, dün tanıştığı Mennanâ??ın kulübesinde kalmıştı.
Mennanâ??ın Kulübesindeyizâ?¦
Mennan sabah yemeği için tavşan yakalamıştı ve onu kızartıyordu. Tavşanın kızarmış etinin kokusu, kulübede uyuyan . Latifâ??in burnunda tütüyordu. Latif bu kokuyla uyandı ve gözlerini ovuşturdu, etrafa şöyle bir bakındı. Yatağından kalkarak Mennanâ??ın yanına geldi ve ona:
â??Ne güzel bir yemek, dedi.
Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
â??Güzel, güzelâ?¦ (Suratını asarak) Güzel olan yemek değil, güzel olan tavşan. Ve ben tavşanın canına kıydım. (Kendine kızarak) Ama . eğer ben kıymasam aç kalacaz, aç kalacaz. (Sesini alçaltarak) Ama ben kıymasam belki tavşan çok mutlu olacaktı, çok mutlu olacaktı! Diye söylendi kendi kendineâ?¦
Latif, Mennanâ??ı anlıyordu az da olsa. Ve ona şöyle dedi:
â??Sen onu öldürmesen o kendine kendisini öldürecek birini arayacak, Mennan. Sen eğer onu öldürmeseydin o başka birine vurulacak. Eğer sen onu öldürmeseydin aç kalırdık ve ben de bu güzel kokuyu bir daha hissedemezdim. Hayatımdaki en güzel an, dedi ve biraz durdu, düşündü sonrasında:
â??Tabi Latifeâ??yi gördüğüm andan sonraki, diye söylendi kendi kendine.
Mennan, Latifâ??e dönerek:
â??Latife kim? Diye sordu.


Latif:
â??Latife, benim. Latife de benâ?¦ Ben oyum o da benâ?¦ Ben neysem o da oâ?¦ O neyse ben de oâ?¦ Ben onu çok seviyorum Mennan. Anlıyor musun?
Mennan yutkunarak:
â??Anlıyorum, dedi ve boynunu yere doğru eğdi.
Aradan günler geçti. Latif ile Latife zaman bulduklarında buluşuyorlardı. Latife, Mennan ile de tanışmıştı.
Maho Ağaâ??nın sabrı taşmıştı artık. Kızını, o çobandan kurtarmanın tek yolunun şehre taşınmanın olduğunu düşünmüştü. Zaten işi de vardı şehirde. Hemen toplandılar ve yola koyulmak için gün saydılar.
Latife, babasının bu kararını Latifâ??le paylaştı. Latif isyan etmişti. Küplere binmişti.
Latife:
â??Artık kader bize sırtını çevirdi Latifâ??im. Artık babamın bu kararı değişmez. Kaçır beni desem, köyün dışına bile çıkamayız. Her yer babamın emrinde. En iyisi şehre taşınalım biz, sonra sen beni şehirden alırsın, kaçarızâ?¦
Latif:
â??Sen git, ben daha sonra düşünürüm. Ama şunu sakın unutma, eninde sonunda kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz. Ben seni çok seviyom, hem de çok! Diye haykırırâ?¦ Bu ses dağlardan dağlara yankılanır ta Maho Ağaâ??nın kulağına kadar gider. Maho Ağa gür bir sesle:
â??Latife! Diye haykırır.
Yoldayızâ?¦
Maho Ağa özel bir arabayla köyün çıkışına varmıştı. Arabayı durdurdu ve çıkış görevlisinden birine:
â??Bu civarlarda Çoban Latif diye biri var. Onun bu köyün dışına çıkmasına . izin vermeyin. Sakın! Diyerek uyardı.
Görevli:
â??Tamam, efendim, dedi.
Arabayla oradan ayrıldılar.

Çoban Latif derin düşünceler içinde Latifeâ??yi köyün çıkışına yakın olan bir tepeden uğurladı. Yanında Mennan da vardı. Mennan, Latifâ??e:
â??Düşünme, bir yolunu bulucaz, buluşacaksınız, birbirinizden haber alacaksınızâ?¦

Aradan aylar geçti. Latif aylarca Latifeâ??den bir haber alamadığına yanıyordu. Yoksa Latife onu unutmuşmuydu. Zengin çocuğu onun aklını çelmişmiydi diye düşünüyordu. Eli kolu bağlıydı. Köy dışına da çıkamıyordu.
Mennan, Latifâ??in yanına geldi ve Latifâ??e:
â??Neden üzülüyon? Diye sordu.
Latif:
â??Neden sordun? Dedi.
Mennan:
â??Yüzün üzgün, gözlerin ağlıyor.
Latif:
â??Latifemâ??den uzak, yapayalnız, çaresiz olmaktan üzülüyorum. Ona üzülüyorum. Bir haber bile alamıyorum.
Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
â??Artık haber alacaksın. Aylardır proşe yapılıyoduâ?¦ Araya Latif girdi:
â??Ne projesi? Diye sorduğunda Mennan sözüne devam etti aynı tavırlarıyla:
â??Telgraf proşesiâ?¦

Latif sevinç içinde:
â??Ne yani bizim köye de mi telgraf döşeniyor? Diye sordu.
Mennan:
â??Evvet, öyle diyolardılar, dediâ?¦
Latif hemen köye indi. Sevinçle, Latifeâ??ye çekeceği telgrafı düşünerek, telgrafın çekildiği yerin yakınına geldi. Sıra çok uzundu. Mennan ve Latif şaşkın gözlerle o kalabalığa bakıyordu. Sıra hiç bitmiyordu. Bir çeken bir daha çekiyordu. Telgraf bu köye okuma yazmayı geliştirme ve teknolojiyle daha yakınlaşma amacıyla yapılmıştı. Telefon da olabilirdi fakat telgraf yazışmayla olduğundan hem okuma yazmada katkı sağlayacak hem de haberleşmede kolaylık sağlayacaktı. Telgraf, Latifeâ??nin gittiği şehir ile Latifâ??in olduğu köy arasında haberleşme yapılsın diye deneme amaçlı çekilmişti. Latif saatleri sayıyordu. Bir kere şansını denedi ve hemen kalabalığa atıldı ve hırslı köylülerin arasından bir ton azar işiterek ayrıldı. Bunun böyle olmayacağına kara verdi. Bekledi. Aradan aylar geçti. Bahar mevsimi gelmişti. Latif, telgrafın tellerine şöyle bir baktı dikkatlice. Mennan da bir Latifâ??e bir de tellere bakıyordu. Latif bir anda telgrafın tellerine kuşların konmasıyla baharın geldiğinin farkına varmıştı. Ve içten bir sesle:
â??Telgrafın tellerine kuşlar mı konar, herkes sevdiğine yârim, Latifâ??em böyle mi yanar, . diye mırıldandı.
Mennan hemen eline aldığı mürekkepli kalemle, çıkardığı kâğıdın üzerine Latifâ??in dediklerini yazdı.
Latif daha sonra kalabalığa baktı ve:
â??Telgrafın tellerini arşınlamalı, yar üstüne yar seveni de be gülüm kurşunlamalı, diye mırıldandı tekrar.
Mennan bu sözlerini de kaydetti.
Latif, Mennanâ??a:
â??Hadi kalk, gidelim, dedi.
Mennan:
â??Tamam, deyerek elindeki malzemeleri sakladı.
Telgraf direklerine kuş bakışı bakan bir tepeden Latif tekrar mırıldandı:
â??Telgrafın direkleri semaya bakar, senin o ahu gözlerin çok canlar yakar. Benim ki gibiâ?¦ Latifâ??em, Latifâ??em, diyeâ?¦
Mennan bu sözlerini de kaydeder. Latif, Mennanâ??a:
â??Ne yazıyorsun? Diye sorduğunda Mennan:
â??Hiç, hiçbir şeyâ?¦ Kaçmak için planlar yapıyom.
Latif:
â??Ne planı?
Mennan:
â??Ne planı olacak, senin Latifeâ??ne kavuşma planınıâ?¦
Latif güldü ve solgun bakışlarla, hevessiz tavırlarla:
â??Nasıl, her yer Maho Ağaâ??nın adamlarıyla sarılı, dedi.
Mennan:
â??Ne olacak, biz de dağlardan kaçarız.
Latif:
â??Nasıl yani?
Mennan:
â??Yanımıza alcaz bir şeyler sonra da dağların arkasından şehre inecez. Hem daha kestirme.
Latif sevinçle ve umutla:
â??Tamam, o zaman ben hemen hazırlıklara başlayayım, diyerek hazırlıklara başladı.

Mennan:
â??Tamam, dedi.
Hazırlıklarını tamamlamışlardı. Her şey hazırdı. Hemen yola koyuldular. Yolda eğlenceli anlar yaşadılar. Ama gittiklerinin farkında olan Maho Ağaâ??nın köydeki diğer adamları hemen ellerindeki silahlarla deli Mennan ile çoban Latifâ??in peşine düştüler. Latif ile Mennan her şeyden habersiz dağları aşıp şehre inmeyi planlıyordu. Yollarına devam ederken silah sesi duyuldu. Arkalarına bakındılar ve Maho Ağaâ??nın adamlarının kendilerine doğru koştuklarını gördüler. Hemen kaçmaya başladılar. Maho Ağaâ??nın adamlarından birinin ayağı iki taş arasına takıldı. Adamın ayağı bileğinden kırılmıştı. Acılar içerisinde kıvranıyordu. Arkadaşı onu bıraktı ve ikisinin peşinden koşmaya devam etti. Ayağı kırılan adam ise daha fazla acıya dayanamadı ve kendisini silahıyla öldürdü. Mennan dağın ormanlık alanının kestirme olduğunu düşünerek Latifâ??le birlikte karanlık ormana daldılar. Maho Ağaâ??nın adamı ormanın yakınına geldi ve izlerini kaybettiğini anlayınca geri döndü. Karanlık iyice bastırmıştı ve Maho Ağaâ??nın adamı dağın yamaçlarında bir ayı tarafından parçalanarak öldürüldü. Latif ve Mennan ise ormanın derinliklerinde korku içinde yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Bir anda karanlık orman içinden bembeyaz bir ışık göründü. Hemen o ışığa doğru koştular. Sonunda şehre varmışlardı. Latif sevinçle dağın yamacından aşağı inerken karşısına ayı çıktı. Latif hemen durakladı ve . heyecanlandı, korkmuştu. Daha önce ayıyla karşılaşmıştı ama bu ayı sanki Latifâ??in, Latifeâ??yle buluşacağını biliyordu ve sanki bir şeytanmış gibi ikisinin bir araya gelmemesi için pençelerini savuruyordu Latifâ??in üzerine. Latif ölümle iç içeydi. Mennan arkasından bağırarak:
â??Yat, yat aşağı yat! Öl! Ölme numarası yap! Yap, diye seslendi. Kendi de ölme numarasını yaptı. Latif de arkasından kendini bıraktı yere. Ayı ikisinin üzerini kokladıktan sonra oradan uzaklaştı. Mennan etrafına tek gözünü açıp bakındı ve Latifâ??e:
â??Uyan! Uyan! Gitti, diyerek ayağı kalktı. Latif de sanki yeni uykudan uyanırmış gibi kalkarak yoluna sarhoş adımlarla devam etti. Mennan da Latifâ??in koltuk altına girerek beraber indiler dağın . yamacındanâ?¦

Latif, şehre inmişti. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda Latifeâ??nin ve babasının yaşadığı evi bulmuştu. Hemen evin önüne geldi ve müstakil evin camına ufak bir taş attı. Latife, perdeyi açtı, sonra taşı atanın Latif olduğunu görünce pencereyi de açtı.
Latife:
â??Latifâ??im. Sen misin?
Latif:
â??Evet, bir tanem senin için dağları yarıp gelmesem de dağları aşıp geldimâ?¦
Latife:
â??Olsun yine geldin yaâ?¦ Biliyordumâ?¦
Latif:
â??Sana ne dedim kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz.

Mennan tam zamanı düşüncesiyle Latifâ??in efkârlıyken söylediği sözleri kaydettiği kâğıdı Latifâ??e verdi. Latif kâğıda şöyle bir baktı ve Mennanâ??a:
â??Nedir bu? Diye sordu.
Mennan gülerek:
â??Oku, dedi.
Latif okumaya başladı kâğıttaki yazıları güzel bir üslupla ve ses tonuyla:
â?? Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine yârim böyle mi yanar
â?? Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
â?? Telgrafın direkleri semaya bakar
Senin o mahrur gözlerin çok canlar yakar


Okudu. Elindeki kâğıdı . bıraktı ve kendi ekleme yaptı:
â??Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başımaâ?¦


Latife kendisi için yazılan bu mısraları çok beğendi. Babası hemen arkasından gözüktü ve Latifâ??e:
â??Okuduğun mısraları dinledim evladım. Haklısın aslında. Kızımı böyle seven birini daha görmedim. Gerçekten sizin aşkınız Ferhat ile Şirin gibiâ?¦ Tam bir aşk... Ben bu aşkın karşısına dikilirsem ömrüm ne çok olur ne de sonum hayırlıâ?¦ En iyisi siz beni affedin de buradan sevinçle ve hayırlı bir iş sonunda köyümüze dönelim.
Latife, babasına dönerek:
â??Hayırlı iş? Diye sordu.
Maho Ağa:
â??Evet, sizi evlendireceğim. Ama beni affedersenizâ?¦
Latif sevinçle:
â?? Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
â?? Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
â?? Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başımaâ?¦


Latif ile Latife köye dönmüşlerdi. Düğünlerini yapıp mutlu ve huzurlu bir hayat yaşadılarâ?¦
Latif ile Latife evlendiler de Mennan ne yaptı derseniz, Mennan kendine göre birini bulmuştu. O da Latif gibi âşık olmuştu. Onun aşkı da dillere destandı. Ama o Latif gibi hiç zorluklarla karşılaşmamıştı. Eee nasıl olsa mebustuâ?¦

19 yüzyılın ve modern çağın en köklü bir aşk öyküsü olmuştu bu aşkâ?¦

     

April 10

ölüm günüm 9 nisan

biz arkadaş dediğimiz
insan için ölmeyede
gideriz
gömmeyede gideriz
şekerim desem eriyip gidersin
gülüm desem solar gidersin
güneşim desem batar gidersin
güzelim desem güzellik bir yere kadar
gözlerin ela desem sözlerin bela olur gider bana
mavi gözlüm desem  okyanus mavisi gözünde kaybolur giderim bilmem belki boğulurum
özür dilesem yalanlarım ardı ardı kesilmez
özür dilemesinide biliriz sevindirmesinide
üzmesinide sevmesinide
kısa ve öz konusaım şimdi
bugun günlerden 9 nisan ben 30 mayıs doğumluyum
hani derler ya
bazen doğum günleri ölüm günü olurmuş
işte doğum gunume gelmeden 9 nisanda öldüm ben bugün
çünkü bir arkadaşımı bilmedende üzdim
özür dilermesine dilerim hemde bin kere yüz bin kere
ama özür dilemek yalanların dahada artaçağının göstergesidir
ama ben hem özürde dilerim hemde davranışlarımla hareketlerimle özürümü dilemeye çalısacam oda olmazsa yüzüne bakmakmak ve karşısına çıkmamak özürlerin en büyüğü olur onun için böylelikle arkadaşımı görmezsem  onu  üzmemiş olucam
sözler bir kurşun ağız bir namlu beyin ise tetik bugün vuruldum işte ben kendi yaptıklarım için kendi kendime tetiği çektirdim işte...
kağıda yazdıkları düşünceleri çok güzeldi
keşke ama keşke kağıda değilde defterime yazsaydı böyle güzel bir düşüncenin bir sayfada değilde bir deftere yazılı olması benim için kağıdı değil defteri hiç yanımdan ayırmamak olucaktı.
biliyorum hatalı olduğumu ama birde ne yaptığımı bilseydim keşke
bugün arkadaş olarak kabullendiğim bir arkadaşımdan duyulmayacak sözleri söylettirdiğim için ben suçluyum tabi ama keşke ama keşke ne yaptığımıda bilseydim demekle yaşıyorum işte bugünden sonra mevlananın sözü olan :nasıl olursan ol kendin ol sözü ile hareket edicem .
ve bana sırlarını bile anlatan bir arkadaşımı veya çok sevdiğim birini üzdüğüm için bugün benim ölüm günüm işte hiç beli olmaz kim bilir
yüksek bir yerden atlarımda ölürüm
kim bilir yolda giderken araba çarparada ölürüm insallah
yazacakalarım bu kadar kim bilir belkide bir daha yazamam arkadaşıma kötü bir söz yazmış olabilirim bir daha yazmama fırtsat vermez insallah  elim kesilerde yazmamama ve kötü bir söz yazmışsamda bir daha yazmaz olurum